No text

‘Ermeni Terör’ Düşüncesinin Kanlı İzleri -Dr. Ragif Huseynov,

Pazartesi 26 Ekım 2020 12:38

‘Ermeni Terör’
Düşüncesinin Kanlı İzleri   
Yazar Dr. Ragif Huseynov, Hazar Eğitim Merkezi Kurucusu, Azerbaycan
 
                               
    ‘Ermeni Terörü’ uluslararası düzeyde milli kimlik, politik ve sosyal düzeyde toplumsal katliamlar için kullanılan bilimsel bir kavramdır. ‘Ermeni Terörizmi’ kavramı ilk defa ABD Devlet Departmanı tarafından 1982 yılının ağustos ayında yayınlanan aylık bülteninde kullanılmıştır. Kavramın ortaya çıkmasındaki temel neden, Ermeni milliyetçi kesimin kendi aşırı milliyetçi düşüncelerinin temelinde oluşturdukları partilerin terörizmi amaçlarına ulaşmak için politikalarına dahil etmesi ve bunun sonucunda sonralar dünyada bu doğrultuda farklı terör olaylarına neden olmalarıdır. 


    Tarihte ilk Ermeni terör örgütü olarak Hınçak partisi bilinmektedir. Bu parti 1888 yılında yayınladıkları manifestolarında terörü amaçlarını gerçekleştirmede önemli araç olarak kullanmaları gerektiğinin altını çizmektedirler. Hınçak partisinin üyeleri kendi faaliyet çerçevesini geliştirmek amacıyla komünistlerle iş birliğine başlıyorlar.  1903 yılında amaçlarına ulaşmada ciddi bir engel olarak gördükleri Çar Rusya’sı Kafkas canişini Golitsin’e  karşı suikast düzenlemişlerdir.  


    1890 yılında Ermeniler tarafından başka bir terör örgütü oluşturulmuştur. Tibilisi şehrinde yaratılmış olan örgüt Taşnakstyun Partisi olarak bilinmektedir. Tarihten de bilindiği gibi parti üyeleri 1896 yılında Osmanlı Bankasına baskın düzenlerler. 1905 yılında Osmanlı Sultanı II Abdülhamid’e karşı suikast düzenlenir. Taşnakstyun partisinin ilk günden kendisi için temel ilke edindiği terörizmin boyutları sadece bununla sınırlı değildir. Aynı zamanda parti üyeleri ve Hınçak partisinin de üyeleri ile XX. Yüzyılın ilk dönemlerinden Anadolu, Kafkasya, Güney Azerbaycan’da yüzlerle köy yakmış, soygunculuk ve hırsızlığın yanı sıra suçsuz insanlara karşı tarihte boyutları akıl almaz düzeyde tüyler ürpertici soykırımlar yapmışlar.


     Parti merkezlerinde tasarlanan bu insanlık suçlarını küçük terör grupları gerçekleştiriyordu. Bu küçük terör grupları genelde Müslüman ve Yahudi köylerine baskınlar düzenliyor, dini ve etnik kökeninden dolayı soykırımlar yapıyor, yerel halkı, çocuk ve yaşlıları, hasta ve kimsesizleri katlediyorlardı.  Genelde baskın düzenledikleri köylerde yaşayanlar Kürt, Türk, Lezgi ve Azerbaycanlılardan oluşmaktaydı. Amerika Birleşik Devletleri’nde çalışan ve Türkoloji üzerine çalışmalar yapan tarihçi Tadeuş Sxvatovski’ye göre, 1905- 1906 yıllarında Taşnakstyun parti üyelerinden oluşan terör grupları 158 Azerbaycan köyünde soykırım faaliyeti yürütmekteydiler. Bu sırada Şuşa şehrinde 11 İpek İmalathanesi dağıtılır. Simon Zavaryan adlı Ermeni tarihçi belirtiyor ki, Zengezur (Sisyan) bölgesinde, 43 köyde Azerbaycanlılara karşı soykırım geçekleştirilmektedir. 1905 yılında Taşnakstyun partisine karşı olumlu ilgisi olduğu bilinen Bakü Gubernatoru Nakaşidze’ye karşı suikast gerçekleştirildi. 1915 yılında Hinçak ve Taşnak partilerinin üyeleri tarafından Anadolu’da Türk-Kürt Müslüman köylerine baskınlar düzenlenir. Bu terör olayları sırasında da Ermeniler tarafından köy halkından çocuk, yaşlı farkına bakmaksızın soykırımlar gerçekleştirdiler.  Tarihçi SHAW, Jay Stanforda göre, 1916 yılında Erzincan ilinde Ermeniler hiçbir fark koymadan silahsız insanların canına kıydı, onlara karşı soykırım gerçekleştirdi.
    Denizden denize ‘Hayalı Büyük Ermenistan’ devleti kurmayı amaç edinmiş Ermeniler 1918 yılında komünist partisinin Bakü’de önemli bir şekilde güçlenmesinden faydalanarak terör ve soykırım faaliyetlerinin Azerbaycan’ın Başkenti Bakü’de ve diğer büyük şehirlerde gerçekleştirmeğe başladılar. Tarih sayfalarında bu soykırımlar ‘Mart ve Urmiya Soykırımları’ olarak bilinmektedir. Mart Soykırımında 12000 insan öldürülmüş ve 10000 insan esir alınmış, kaybolmuştur. Bakü soykırımına ilişkin Bolşevik olan N.N. Kolesnikova hatıralarında değinmiş ve aynı zamanda 1918-1920 yıllarında küçük bir dönem bağımsızlığını ilan etmiş Ararat Ermeni devlet başkanı Kaçaznuni de bu soykırımın gerçekleşmesinde Ararat devletinin de hizmetleri olduğunun altını çizmektedir. 
        Aynı zamanda Bakü Sentro-Kaspi diktatörlüğünün başkanı milliyetçe Ermeni olan Mart soykırımını düzenleyenlerden olmuş Stefan Şaumyan’ın oğlu Suren Şaumyan da Bakü katliamının Azerbaycanlılara karşı Ermeniler tarafından gerçekleştirildiğinin altını çizer. Bu soykırım zamanı Azerbaycan’ın Guba ilinde de Ermeni taşnaklar tarafından günahsız insanlar öldürülmüştür ve onların arasında öldürülenlerin birçoğu Yahudiler idi. Aynı Zamanda 2007 yılında yapılan bir gazı sırasında bulunan toplu mezarlık da Guba’da Ermeniler tarafından yapılan soykırım sonucu kitlesel bir şekilde gömülen insanlar olduğu kanıtlanmıştır. Bu toplu mezarlıkta bazı insanlar vücutları parçalara ayrılarak gömülmüş ve 35 çocuk ise bütün bir şekilde gömülmüştür. Aynı şekilde 1917 yılında Urmiya şehrinde de Ermeni soykırımlar yapmış ve sadece 1917-1918 yılları arasında 190 minden çok Müslüman katledilmiştir. Ermeni terör grupları Azerbaycanlılara karşı soykırımlar gerçekleştirdikleri sırada farklı Ermeni tacir, tüccar veya yerel halktan partileri için para toplamaktaydılar. Bu ödemeleri yapmak istemeyenler şantaj ediliyordu. Dünyanın farklı yerlerinde yaşayan Ermeniler gönümüzde de Ermeni terör partilerinin yaşaması ve var olması için düzenli yardımlar yapmakta, bağışlarda bulunmaktalar. Azerbaycan’a karşı yaptıkları terör eylemleri için de aynı şekilde faaliyet yürütmekteler. Özellikle de sosyal medyada yeterince takipçisi olan Kim Kardashian’ın önderliğinde ve Ermeni diasporası aracılığıyla sadece ermeni olanlardan değil, farklı insanlardan da yardım toplanmaktadır. Dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan ve sadece yanlış bilgilendirildikleri için ‘yardım’ faaliyetine destek olan insanların paraları ile Ermeniler suçsuz çocuklara ve yaşlı insanlara karşı soykırım faaliyetini devam ettirmektedir.


         XX yüzyılın ikinci dönemi Ermeni Terörizminin temel karakteri ve eylem planı da değişmeye başladı. Şöyle ki, Avusturya’da, Livan’da, Rusya’da, ABD’de, İsveç’te 1972- 2001 yılları içerisinde ünlü ASALA terör örgütünün de aralarında bulunduğu 16’dan fazla terör örgütü faaliyete başladı. Bu terör örgütlerinin üyeleri gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde faaliyet gösteriyorlardı. Onların terör faaliyetleri tek yönlü değildi. Örneğin 1975 yılının 20 Ocak günü Beyrut’taki Dünya Kiliseler Birliği Bürosu’na bombalı saldırı düzenlendi. 13 Ağustos 1974 yılında Fransa’nın Lyon demiryolu istasyonuna bombalı saldırı düzenlenir. 11 Şubat 1987 yılında Beyrut’ta Fransa Büyükelçiliğine baskın düzenliyorlar. Aynı zamanda 1983 yılında terör grupları İngiltere Birleşik Krallığının Fransa’daki Büyükelçiliği binasına baskın düzenliyor. 15 Haziran 1983 yılında Londra’da Ermeni terörcülerinin yerleştirdiği patlayıcı kurgu bulunmuş ve imha edilmiştir.  


      Yalnız Fransa’da Orly hava limanında ise aynı tarihte teröristler bir terör faaliyeti gerçekleştiriyorlar. Bu terör örgütünün tüm faaliyetleri boyunca çok sayıda Türk diplomat ve büyükelçilik personeli ASALA terör saldırılarına maruz kalmış, canından olmuştur.


1990 yılında Karabağ savaşı zamanı bu terör grupları Dağlık Karabağ ve Ermenistan’da Azerbaycanlılara karşı soykırım gerçekleştirdi. Dağlık Karabağ savaşlarının en büyük acısı olan ‘Hocalı Soykırımı’ gerçekleştiriliyor. Bu sadece olarak iki taraf arasındaki bir çatışma ve savaş değil, bu insanlık tarihinde kendini bir ‘millet’ olarak tanımlamış ‘ermeni’lerin düşüncesinin ve zihniyetinin kanla nasıl beslendiğinin kanıtıdır. Eylemlerinin özelliği, muhalifleri sindirmenin bir yöntemi olarak, savunmasız ve zayıf yaşlıların, hamile kadınların ve küçük çocukların katliamından kaçınmayıp, kasıtlı olarak masum insanların imhası üzerine inşa edilmesidir.


Şöyle ki, Hocalı Soykırımı süresinde 613 kişi katledilmiştir. Bunlardan 63-ü Çocuk, 106-sı kadın ve 70’I yaşlı olmuştur.  Ermeni milliyetçiliğinin kör zihniyete temellenen ve hayali amaçlar için insanlığa karşı başlattığı bu amansız terör girişimlerinin sonucu sadece Karabağ savaşı sırasında 10000 kişi zarar gördü, öldürüldü, doğrandı, acı çekti, evinden oldu, esir düştü…


    Ermenilerin temelsiz iddialarının, gerçeklikle hiçbir ilişkisi olmayan bu vahşi düşüncelerinin sonucu olarak var oldukları, bir şekilde politik oyunlarla sığındıkları Kafkasya’da terör devam ediyor. 27 Eylül 2020 tarihinde Ermeni askerlerinin Fuzuli ve Cebrayıl’ın Azerbaycan yönetiminde kalmış köylerine doğru ateş açmaya başladılar. Savaşın ilk gününden bugüne kadar geçem zaman diliminde yaklaşık 70’ın üstünde sivil insan öldürülmüş ve 300’ün üstünde sivil insan ise yaralanmıştır. Ermenistan devleti Azerbaycan’a karşı terör faaliyetini hala devam ettiriyor.


    Karabağ savaşı Azerbaycan’ın Fuzuli, Ağdam, Terter, Daşkesen, Ağcabedi, Göygöl, Berde, Beylegan şehir ve reyon merkezlerine, kasaba ve köylerine farklı boyutlarda iri çaplı silahlardan ve roketlerden ateş açılmaktadır. Bunun sonucu olarak silahsız siviller katledilmektedir. 2020 yılının 11 Ekim tarihinde gece saat 2’de Ermenistan arazisinden Gence şehrine Elbrus (SCUD) raketi atılmasının sonucu olarak ikisi çocuk olmakla 11 kişi hayatını kaybetmiş ve 50’ye kadar sivil insan farklı düzeyde yaralanmıştır. Aynı terör saldırını ikinci defa 2020 yılının 17 Ekim tarihinde Gence şehrine yapan Ermenistan bu defa 3’ü çocuk olmakla 15 kişinin ölümüne 54 kişinin yaralanmasına neden olmuştur. Yaralılar ve ölenlerin büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşmaktadır. Onu da belirtelim ki, Gence şehri Ermenistan Azerbaycan sınır hattından 100 km uzaklıktaki bir mesafede olan şehirdir. Kuşkusuz savaşın olduğu bölgeden çok uzaktaki bir şehirde yaşayan sivillere karşı yapılmış bu saldırı terörist bir eylem olarak kabul edilmektedir. Ermenistan tarafından sivillere karşı yapılmış bu terör eylemleri dünyada ciddi bir tepki toplamış ve uluslararası düzeyde yayın yapan media kurumları konuya ilişkin geniş çaplı bilgi paylaşmıştır.


    ‘Ermeni Terörü’ tarihin eski sayfalarında insanlığa hatırlanacak acı ve keder yaşattığı gibi, bugün de kendi vahşetini etrafına saçmaktadır. Ermeni milleti barış ve kardeşlik içerisinde yaşamadığı ve kendi bilinçaltında şeytani düşüncelerinin yerine temiz duygularını koymadığı sürece insanlık gelecekte de onları keder, acı ve nefretle hatırlayacaktır. Sonda Gabusname’de değildiği gibi \"Ermenilerin sakıncası: hırsız, cimri, bir ayağı kaçmakta olan, sorumsuz, yersiz yere kavga eden, vefasız, riyakar, küfür eden, kalbi kirli olmalarıdır\". Bir insan ve bir millet için bu sıfatlardan daha utanç verici ne ola bilir ki…  


 

No text